MAO-A (“savaşçı gen”) ifadesi popüler olsa da bilimsel olarak tek başına bir “şiddet geni”nden söz etmek doğru değildir; MAO-A (Monoamine Oxidase A) beyinde serotonin, dopamin ve norepinefrin gibi nörotransmitterleri parçalayarak duygu durumu, stres tepkisi ve dürtü kontrolü gibi süreçlerin dengesine katkı veren bir enzimdir ve genin bazı düzenleyici varyantları enzimin ne kadar üretileceğini etkileyebilir. Özellikle MAOA-uVNTR adı verilen bölgede görülen 2R/3R/4R tekrar sayıları, gen aktivitesini değiştirebilen bir mekanizma olarak incelenir: genel kabulle 2R ve 3R düşük aktivite, 4R ise daha yüksek aktivite ile ilişkilendirilebilir; ancak bu ilişki her bireyde aynı şekilde çalışmaz ve kesin bir “davranış sonucu” üretmez. Araştırmalar, düşük aktiviteli varyantların (ör. MAO-A2R veya bazı MAO-A3R tipleri) dürtüsellik ve agresyon eğilimiyle istatistiksel düzeyde bağlantı gösterebildiğini rapor etse de kritik nokta şudur: genetik etki tek başına belirleyici değildir. İnsan davranışı multifaktöriyeldir; yani genler, çocukluk deneyimleri, travma/ihmal, ebeveynlik biçimi, sosyoekonomik koşullar, stres, uyku, eğitim ve psikiyatrik durumlar gibi birçok faktörün etkileşiminden doğar. En çok vurgulanan bulgu da “gen–çevre etkileşimi”dir: düşük aktiviteli MAO-A varyantları, özellikle erken dönem şiddet/ihmal gibi olumsuz çevresel koşullarla birleştiğinde risk göstergesi olabilir; ama destekleyici bir çevrede büyüyen bireylerde aynı genetik varyantın “agresif davranış”a dönüşmesi zorunlu değildir. Bu nedenle MAO-A’yı “suçlu gen” gibi sunmak hem bilimsel olarak eksik hem de etik açıdan sakıncalıdır; doğru yaklaşım, MAO-A varyantlarını kişiliği belirleyen bir etiket değil, belirli koşullarda etkisi artabilen biyolojik bir risk/modülasyon faktörü olarak görmek ve insan davranışını tek gene indirgememektir.