Günümüzde bir üniversite diploması, artık sadece bir uzmanlık belgesi değil ayrıca sosyal ortamlarda taşınması gereken bir "vize" haline geldi. Kendi alanında iş bulmanın her geçen gün zorlaştığı bu ortamda, profesyonel hayatın bu sert gerçeği en çok da akşamları dost meclislerinde, bayram sofralarında veya eski bir arkadaşla karşılaşılan o ayaküstü sohbetlerde kendini hatırlatıyor. Kişi, sevdiği ve bildiği işi yapamadığında, sadece bir gelirden değil bunun yanısıra toplum içindeki o tanıdık ve güvenli "sıfatından" da mahrum kalıyor.
Bir mühendisin, bir avukatın ya da bir iletişimcinin kendi uzmanlık sahasının dışında, sadece hayatını idame ettirmek için başka işlere yönelmesi veya arayış sürecinin uzaması, sosyal çevrede görünmez bir bariyer inşa ediyor. En samimi "Eee, iş güç nasıl gidiyor?" sorusu bile, insanın içine oturuyor. Bu durum, bireyin kendi başarısını sadece yaptığı işle tanımlamasına neden olan o modern yanılgıyı tetikliyor ve beraberinde sosyal bir içe kapanmayı getiriyor. İnsanlar, hayallerindeki işi yapamadıklarında, çevrelerinin onlara "potansiyelini harcayan biri" gözüyle baktığını hissetmeye başlıyor. Oysa yetkinlik yerinde duruyor; sadece o yetkinliğin hayat bulacağı zemin henüz oluşmamış oluyor.
Rotaract gibi yapılar, tam da bu noktada bir "can simidi" görevi görüyor. Çünkü burada birey unvanından, çalıştığı kurumun prestijinden ya da o anki profesyonel durumundan bağımsız olarak, "fayda yaratan bir gönüllü" kimliğiyle var oluyor. Sosyal çevrenin yarattığı o "başarı eşittir iş" baskısı, kolektif bir üretim alanında yer alarak, başka insanların hayatına dokunarak ve yeni beceriler geliştirerek kırılıyor. Profesyonel hayatta kapılar kapalı görünse bile, sivil toplumda ve sosyal projelerde açılan pencereler, kişinin kendi öz değerini korumasını sağlıyor.
Kısaca kendi alanında var olamamanın yarattığı sosyal sancı, aslında bize başarının sadece bir kartvizitten ibaret olmadığını hatırlatmalı. Zorlu piyasa koşulları yeteneğinizi gölgeleyebilir ama kimliğimizi yok etmemeli. Bugünün dünyasında asıl profesyonellik, şartlar ne olursa olsun sosyal bağları koparmadan, üretimden vazgeçmeden ve o "doğru zamanın" geleceğine dair olan umudu diri tutarak ayakta kalabilmektir.



