Bugün hepimizin içinde sessizce yaşadığı ama üzerine pek de konuşmadığı bir konudan bahsedeceğiz: Yetişkin olmak.

Fark ettim ki bize çocukken matematik öğretildi, tarih öğretildi, sınavlara nasıl hazırlanacağımız öğretildi... Ama kimse karşımıza geçip de "Bir gün büyüyeceksin ve aslında ne yaptığını hiç bilmiyormuş gibi hissedeceksin" demedi. Kimse bize yetişkin olmanın sürekli doğru kararlar vermekten ibaret olmadığını anlatmadı.

Hiç unutmam; 17 yaşındaydım. 24 yaşında bir dükkan komşumuz vardı. Ona 18 olmama çok az kaldığını, aşırı heyecanlı olduğumu, 18 olunca her şeyi yapabileceğimi ve istediğim yere gidebileceğimi anlatıyordum. Bana dönüp şöyle demişti: "Ah İrem... 18 olunca her şey öyle hızlı geçecek ki. Baksana, ben 6 sene önce 18 yaşındaydım. Zamanın kıymetini bil."

O zaman bu laf bana çok kibirli, üstten bir tavır gibi gelmişti; omuz silkip göz devirmiştim. Şimdi o İrem 27 yaşına girmek üzere... Ve 17 yaşındaki o halini hatırlayınca gözleri dolu dolu bakıp iç çekiyor.

İşte bugün biraz bunun üzerine konuşalım istiyorum.

Gizli Bir Kullanım Kılavuzu Yok

Çocukken yetişkinleri izleriz. Onların her şeyi bildiğini sanırız. Annemiz, babamız, öğretmenlerimiz... Sanki hepsinin elinde görünmez bir kullanım kılavuzu var ve her zaman en doğruyu yapıyorlar gibi gelir.

Büyüyünce anlıyoruz ki... Kimsenin elinde öyle bir kılavuz yokmuş.

Herkes bu hayatı ilk defa yaşıyor. Herkes ilk kez bu yaşında. Bazen doğru sandığımız şeyler doğru çıkmıyor; daha doğrusu herkese uyan tek bir doğru olmuyormuş. Keza olması da gerekmiyor.

Ve işin aslı; çoğumuz sadece daha büyük çocuklarız.

Özgürlük mü, Ağır Bir Sorumluluk mu?

Yetişkin olmak denince aklımıza ilk ne geliyor? İşe gitmek, faturaları ödemek, ev işleri, vergiler, kredi kartları, sorumluluklar... Ama yetişkinliğin en ağır tarafı bunlar bile değil.

En ağır tarafı: Bütün kararların sonuçlarıyla tek başına yüzleşmek.

Çünkü artık "Annem halleder" diyemiyorsun, "Babam çözer" diyemiyorsun. Bir hata yaptığında onu düzeltmesi gereken kişi yine sensin. Ki inanın, kimse tek bir hatayla kalmıyor; kafamızın içinde birkaç düzine hata ansiklopedisi birikiyor. Bu durum dışarıdan bir özgürlük gibi görünse de bazen gerçekten yorucu bir hayat mücadelesine dönüşebiliyor.

İki Cümle Arasındaki Yalnızlık

Bir de kimsenin pek bahsetmediği o taraf var: Yetişkinlikte yalnızlık.

Şöyle bir çocukluğunuzu hatırlasanıza... Arkadaş edinmek ne kadar kolaydı değil mi? Yan sıraya otururdun, aynı oyunu severdin, bir kalem isterdin ve bir anda en yakın arkadaş olurdunuz. Her şey net ve yalındı. Hayatımızın cümlelerinde henüz olumsuzluk ekleri de yoktu, zorunluluk kipleri de...

Şimdi ise bir arkadaş edinmek bazen aylar, hatta yıllar alabiliyor. Çünkü herkes meşgul. Herkesin işi, yorgunluğu, kendi hayat mücadelesi var. Kimse kötü biri olduğu için değil; herkes sadece hayatta kalmaya ve hayatının kalanını mutlu bir yetişkin olarak geçirmeye çalıştığı için.

İşin ilginç tarafı; kalabalıkların içinde de yalnız hissedebiliyorsun. Telefonunda yüzlerce kişi kayıtlı olabilir, sosyal medyada binlerce takipçin bulunabilir... Ama gerçekten "İyi değilim" diyebileceğin insan sayısı belki bir elin parmaklarını geçmiyor. Belki zaman zaman o kadar bile olmuyor.

Belki de yetişkinlik; insan sayısının değil, bağ kurabildiğin insanların önemli olduğunu öğrendiğin dönemdir. Çünkü bağ kurmak aynı ortamda bulunmak değil, aynı duyguda buluşabilmektir. Sessiz kaldığında bile anlaşılabildiğin, iyi olmadığında rol yapmak zorunda hissetmediğin insanların varlığıdır.

Herkes Her Zaman Hayatında Kalamaz

Arkadaşlıklar da eskisi gibi kalmıyor tabii. Artık herkes farklı şehirlerde, farklı işlerde, farklı hayatlarda. Eskiden her gün görüştüğün insanlarla şimdi ayda bir ancak konuşabiliyorsun.

Bu süreçte öğrendiğim en önemli şey şu oldu: Herkes her zaman hayatınızda kalamaz. Ama giren herkes bir şeylere eşlik eder, yeni bir şey görmenizi sağlar. Herkesten bir şey öğrenirsiniz. Bazen kahve içtiğiniz insan farklıdır, film izlediğiniz farklı, gerçekten dertleştiğiniz dostunuz bambaşka... Bazen de sadece yetişkin hayatı araya girer. Bunu kabul etmek kolay değil ama gerçek bu.

En Sessiz Dönüşüm

Kimse sana "Al, artık yetişkinsin" diye bir sertifika vermiyor. Bir gün bir uyanıyorsun; market alışverişini sen yapıyorsun, evi sen temizliyorsun, paranı sen yönetiyorsun, sağlığını sen takip ediyorsun...

Ve bir anda fark ediyorsun: Artık biri sana bakmıyor, sen kendine bakıyorsun. İşte yetişkinliğin en sessiz dönüşümü tam olarak bu.

Bazen insan hiçbir görünür sebep yokken sadece yoruluyor. Çünkü yetişkinlikte zihinsel yük çok fazla. Sürekli plan yapmak, sürekli geleceği hesaplamak, yanlış yapmamaya çalışmak... Yanlış yapmanın hayatın doğal bir akışı olduğunu bildiğin halde bunu yaşamak ağır bir yük.

Kendine Karşı Nazik Olmak

Belki de yetişkin olmanın en önemli tarafı, kendine karşı daha nazik olmayı öğrenmektir. Her şeyi aynı anda başarmak zorunda olmadığını kabul etmek... Hayatın bir yarış olmadığını fark etmek... Ve bazen sadece günü tamamlamanın bile büyük bir başarı olduğunu görebilmektir.

Bir yerde dinlemiştim; "Eğer hayatında bir şeyleri değiştirmek, örneğin yürüyüş yapma alışkanlığı kazanmak istiyorsan, önce ayakkabılarını kapının önüne koy. Bu da geçerli bir adımdır" diyordu. Çok doğru bir bakış açısı.

Bana bunları kimse söylemedi ama ben size söylemek istiyorum:

  • Eğer bazen ne yaptığını bilmiyormuş gibi hissediyorsan... Yalnız değilsin.
  • Eğer yetişkin olmak sana çok zor geliyorsa... Yalnız değilsin.
  • Eğer arkadaşlıkların değişti veya bitti diye üzülüyorsan... Yalnız değilsin.
  • Bazen hata yapmaktan ödün kopuyorsa, tükenmiş hissedip nefes alamıyorsan, avazın çıktığı kadar bağırıp ağlamak istiyorsan... Yalnız değilsin.

Çünkü büyümek sandığımız kadar kolay değilmiş. Ve hepimiz bu yolda yürürken aslında birbirine çok benzeyen duygulardan geçiyoruz.

Hayatın Yeni Sürümü

Belki de yetişkin olmak her şeyi çözmüş biri olmak demek değildir. Belki yetişkin olmak; korkmana rağmen devam edebilmek, yorulsan da yeniden ayağa kalkabilmek, yalnız hissetsen bile insanlarla bağ kurmaya gayret etmek ve en önemlisi kendine, hayatın boyunca göstereceğin en iyi arkadaş olmayı öğrenmektir.

Şunu hiç unutmayın: Hayatta hiçbir zaman "tamamlanmış" olamayacağız. Her yeni gün, tıpkı güncelleme gelen bir telefon gibi yeni bir sürüme dönüşeceğiz.

Ve şuraya dikkat etmenizi isterim: Başarısızlıkların, hayal kırıklıkların, umutsuzlukların ve korkuların... Hepsi senin hayatının en gerçek parçaları. Ve sen tüm bunlarla birlikte çok mükemmelsin. Hayat bize her zaman tek bir mevsim vermez; yazın kışı, gecenin sabahı, ilkbaharın sonbaharı vardır. Biraz düşününce insan bunda çok daha derin bir anlam buluyor.

Bugün kendine şunu hatırlatmanı istiyorum: Kimse yetişkin olmayı bilerek başlamadı. Hepimiz yolda öğreniyoruz, hepimiz hata yapıyoruz ve hepimiz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz.

Eğer bu yazı sana kendini bir nebze olsun daha az yalnız hissettirdiyse ve "Ben de tam olarak bunu yaşıyorum" dedirttiyse ne mutlu bana.

Kendine çok iyi bak.